KaDiN - MiSRa_KaDiN - Blogcu

MiSRa_KaDiN

30/4/2007 - KaDiNLaRiN DüNYaSiNDa HaYaT

Kategori: KaDiN

 

Kadınların dünyasında günlük hayat, birçok ince ve küçük ayrıntılarla doludur.

Bu durum kadınların hassasiyetinden kaynaklanır.Onların önemsedikleri ayrıntıların erkekler tarafından ihmal edilmesi, hatta önemsenmemesi onları kırar ve kızdırır.

Kadınların dünyasında hisler, ilişkiler, paylaşmak, sevmek çok önemlidir.

Erkeklerin aksine kadınlar bir sorunları olduğunda bunu konuşarak paylaşmak isterler. Böylece rahatlar ve güven hissederler. Eğer karşısındaki
onları dinlemezse rahatsız olurlar.

Kadınların dünyasının birkaç anahtar kelimesi vardır.

Duygu

İletişim

Sevgi

Paylaşmak

-Bir kadın için duygularını ifade etmek çok önemlidir.
Erkeklerde ki amaçlarına ulaşmak, sonuç almak gibi kaygılar öncelikli değildir.

-Kendi duyguları kadar karsışındaki insanın duyguları da önemlidir.Bu nedenle iyi bir dinleyicidirler.

-Kadınlar bir sorunları olduğunda kabuklarına çekilmek yerine (erkeklerde olduğu gibi) iletişime girmeyi tercih
ederler. Çok rahat yardım önerisinde bulunur ve yardım önerilerini kabul
ederler. Hislerine olan güvenleri onları iletişime geçmek konusunda yönlendirir.

-Konuşarak, paylaşarak iletişime geçerler.

-Sevgi, şefkat ve bunların ifade edilmesi son derece önemlidir.
Sevdiklerini söylerler ve sevildiklerini duymak isterler.
Duygularını paylaşmak, sevginin gelişmesi için fırsat
verir. Fikir vermek ve çözüm önerileri sunmak sevgi ifadesidir.

-Kadınlar için sorunlarını paylaşmak son derece doğaldır.
Tüm duyguları potansiyel paylaşım alanıdır. Paylaşarak destek verirler ve destek
ararlar. Böylece kendilerini rahatlamış ve ilişkilerini güçlendirmiş
hissederler. Erkeklerin duygularını ve sorunlarını sıklıkla paylaşmamalarını
anlayamazlar. Hatta yanlış anlarlar. Erkekler kabuklarına çekildiklerinde kendilerini sevmediklerini, ilişkilerinin kötüye gittiğini zannederler.

Kadınlar için varolan duyguların, sevginin, ilişkinin çeşitli yollarla gelişmesi ve sağlamlaşması lazımdır.
Bunu da konuşarak, paylaşarak, öneride bulunarak yapmaya çalışır.

Erkekler içinse ortada düzeltilmesi gereken bir aksaklık yoksa hiçbirşeye dokunmamak esastır.
Kadınların sevgilerini ifade etmek için gösterdikleri tüm çabaların bu yüzden yanlış anlaşılması muhtemeldir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2007 - IDeaL KaDiN

Kategori: KaDiN

 

Her şeyden önce bir Türk kadını eğitimli olmalı..... Eğitim,özellikle kadınların eğitim eksikliği ülkemizin en büyük sorunlarından birisi. Eğitim almış bir kadın iyi ve kültürlü bir eş,eğitici,yaratıcı bir annedir.Aynı zamanda ayakları üzerinde durabilen güçlü bir kadındır O. Bence bir kadın erkeğinin (eşinin)her şeysi olabilmeli.

Eğitim almış ve aynı zamanda çalışan bir kadın işinde başarılı olduğu kadar,evinde de mükemmel olmalı.Anneliğini ve bir kadın (bir eş) olduğunu unutmamalı. ‘’Bende çalışıyorum’’ ‘’Para kazanıyorum’’kadınların görevlerini asla unutturmamalı. Eşine, annesi kadar karşılıksız sevgi ve ilgi gösterebilen,arkadaşı (dostu)kadar vefalı,saygılı; sevgilisi kadar her an sıcacık ve heyecan dolu bir kadın mükemmel kadındır. Erkeğinin varlığına ve yokluğuna kanaat eden, daima eşine destek ve güç veren, sevgi ve saygı dolu,eğitimli çalışan kadın; hele ki evinde zevkle çalışan, çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmek için çabalayan sadık bir eş,önünde şapka çıkartılacak kadındır. Kadın ,Erkek eşitliği bence yoktur.

Erkekler ve Kadınlar görevlerini bildiği sürece, saygı var olduğu sürece sorunlar azalacak hatta tamamen Ortadan kalkacaktır. Olağan üstü durumlar dışında,(hastalık vs.)erkeklerin kadınların işlerini yapmalarını pekte uygun bulmuyorum.Kendisi istediği,eşiyle mutfakta yada o iş yaparken geçireceği süreyi birlikte geçirmek adına karısına yardım eden erkeklere ne ala.....Ama kadının eğitim almış ve çalışıyor olmasını gerekçe göstererek Erkeğinden ille de yardım beklemesine,hatta kadının görevlerini erkekle paylaşmasını hiç doğru bulmuyorum. Anadolu’daki ve köylerimizdeki kadınlarımız tipik Türk kadını,örnek bir eş ve ideal bir annedir.Vefalı,sadık saygı dolu.......Onların tek eksikliği eğitim alamamış olmalarıdır.Eğitim alma fırsatı tüm kadınlara verildiğinde; İşlerinde, evlerinde mükemmeller yaratan eşler,anneler göreceksiniz. ÇÜNKÜ KADINLAR ÇOK KUTSAL VE SON DERECE FEDAKAR,ÜRETKEN VARLIKLARDIR....!!!
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/4/2007 - KaDiNLaRiN DüNYaSiNDa HaYaT

Kategori: KaDiN

 

Kadınların dünyasında günlük hayat, birçok ince ve küçük ayrıntılarla doludur.

Bu durum kadınların hassasiyetinden kaynaklanır.Onların önemsedikleri ayrıntıların erkekler tarafından ihmal edilmesi, hatta önemsenmemesi onları kırar ve kızdırır.

Kadınların dünyasında hisler, ilişkiler, paylaşmak, sevmek çok önemlidir.

Erkeklerin aksine kadınlar bir sorunları olduğunda bunu konuşarak paylaşmak isterler. Böylece rahatlar ve güven hissederler. Eğer karşısındaki
onları dinlemezse rahatsız olurlar.

Kadınların dünyasının birkaç anahtar kelimesi vardır.

Duygu

İletişim

Sevgi

Paylaşmak

-Bir kadın için duygularını ifade etmek çok önemlidir.
Erkeklerde ki amaçlarına ulaşmak, sonuç almak gibi kaygılar öncelikli değildir.

-Kendi duyguları kadar karsışındaki insanın duyguları da önemlidir.Bu nedenle iyi bir dinleyicidirler.

-Kadınlar bir sorunları olduğunda kabuklarına çekilmek yerine (erkeklerde olduğu gibi) iletişime girmeyi tercih
ederler. Çok rahat yardım önerisinde bulunur ve yardım önerilerini kabul
ederler. Hislerine olan güvenleri onları iletişime geçmek konusunda yönlendirir.

-Konuşarak, paylaşarak iletişime geçerler.

-Sevgi, şefkat ve bunların ifade edilmesi son derece önemlidir.
Sevdiklerini söylerler ve sevildiklerini duymak isterler.
Duygularını paylaşmak, sevginin gelişmesi için fırsat
verir. Fikir vermek ve çözüm önerileri sunmak sevgi ifadesidir.

-Kadınlar için sorunlarını paylaşmak son derece doğaldır.
Tüm duyguları potansiyel paylaşım alanıdır. Paylaşarak destek verirler ve destek
ararlar. Böylece kendilerini rahatlamış ve ilişkilerini güçlendirmiş
hissederler. Erkeklerin duygularını ve sorunlarını sıklıkla paylaşmamalarını
anlayamazlar. Hatta yanlış anlarlar. Erkekler kabuklarına çekildiklerinde kendilerini sevmediklerini, ilişkilerinin kötüye gittiğini zannederler.

Kadınlar için varolan duyguların, sevginin, ilişkinin çeşitli yollarla gelişmesi ve sağlamlaşması lazımdır.
Bunu da konuşarak, paylaşarak, öneride bulunarak yapmaya çalışır.

Erkekler içinse ortada düzeltilmesi gereken bir aksaklık yoksa hiçbirşeye dokunmamak esastır.
Kadınların sevgilerini ifade etmek için gösterdikleri tüm çabaların bu yüzden yanlış anlaşılması muhtemeldir.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/4/2007 - BiR KaDiNi AGLaTMaK..

Kategori: KaDiN

 

Bir  kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler
kadar yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın
yürekten ağlıyorsa, ağlatan onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin
değerini bilememiş olacak ki ağlatan, gözünü bile kırpmadan teker teker
batırır iğnelerini yüreğe!

Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının.
Yutkunamaz, nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri
buğulanır kadının sonra. Ağlamayacağım, der içinden. Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne
kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden;
önce birkaç damla, sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu
ağlatan, orada bıraktığı yaradır. ! O yaranın hiç kapanmayacağını, kapansa
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz,
ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla, daha çok  kadın yapar
kadınları. Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu
insan, ağlama niye ağlıyorsun ki, değmez onun için derler.
Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan
kadınlar ağlamazlarsa, ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!

Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar, o irini temizlerler yaralarındaki!
Çünkü bilirler, o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür  yaraları.
Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.

Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler, yoksa ruhlar
sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da yeni
acılar demektir. Bunu bilir kadınlar, o yüzden eninde sonunda öğrenirler
kendilerine sarılmayı...

Çok ağlayan kadınlar, bir çok şeyden vazgeç! en kadınlardır aslında. Her
damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça
inandıkları aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini
yitirir ve işte o zaman kendilerine sarılıp, yeni bir kadın yaratırlar
kendilerinden. Güçlü, yenilmez, mağrur ve aşka inanmayan...

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki, o kadar çok  ağladılar
ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına
inanıyorlar, o yüzden kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki
sarıldıkları adamlar onları hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir
çıkarları oldu sarıldıkları adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!
Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.
Bilin ki, gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki, artık aşkın
olmadığına inanmıştır. Bilin ki, sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır.
O da kim, ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar, eninde sonunda
kendilerine sarılırlar çünkü!
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/4/2007 - YüReKLeRiYLe KoNuSaN,GöZLeRiYLe GüLeN KaDiNLaR

Kategori: KaDiN

 

Bir kadını tanımak... Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal
kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları,kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları,büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını
hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de. Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra'da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen... Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır, hayatın sırrına ancak aşkla varılacağına. Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı... Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını
bilmeyenlerdir. Bir kadını sevmekle baslar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine. Kendine inananlara, aşka inananlara koşar. Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere. Hayatla dalga geçmesini bilir kadın, tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi. Ağız dolusu gülüşlere teslim olur. Bir kadını sevmekle başlar her şey ama bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların
gücüne. Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi... Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever. Dedim ya bir dünyadır kadınlar, yürekleriyle konuşan, gözleriyle
gülen... Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi... Şimdi bir düşünün, kaç kadını değil bir kadını tanıyabildiniz mi bugüne değin??? Tanrı, kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti, kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz, erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız olurlar.

Ahmet Altan....

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/4/2007 - KaDiN DeDiGiN

Kategori: KaDiN

 


Her gün kim bilir kaç kadın görüyorum… Sokakta, vapurda, okulda, kuaförde, orda, burda…

Ama olmuyor hanımlar, olmuyor! Kadınlar kadınlığı unutalı daha kaç on yıl oldu ki?
Solaryuma girmeye, çıplak gezmeye, kariyer hırsıyla yüzlerini buruşturmaya başlayalı kaç on yıl oldu?


Çevremde gördügüm kadınlardan bazılarının birtakım özelliklerini seçtim. Bunlara, dizilerdeki, filmlerdeki, romanlardaki kadınların hoşuma giden özelliklerini ekledim. Gözlerimi kapadım, Osmanlı zamanından kalma, hani şu afet-i devran denen kadınları düşündüm. O nasıl bir cazibedir ki, peçelerin ardından bile erkekleri aşık eder.

Bir Fransız kadınının zarafetini düşündüm sonra, bir İspanyol kadınının ateşini ve bir Türk köylü kızının tazeliğini.

Kadının güle benzemesi gerektigine karar verdim sonunda. Kadının hası güle benzer. Rengiyle, kokusuyla, dikeniyle. Açın televizyonu, bir tane gül görüyor musunuz?

Kadının hası…
Kadının hası yumuşak başlı olmaz, ama ağırbaslı ve sıcak olur.
Ağırbaşlılıktan kastım, sıkıcılık değil elbet. Şımarıklığın da hakkını verir. Ağırbaşlı tebessümleri olur bir de. Kadın yüzü dediğin mahkeme duvarına benzemeyecek. Bu tebessümler sevgidir. Yumuşacık bir sevgi olur kadın yüreginde. Kim olursa olsun, ne yaşamış olursa olsun.

Erkeğini dizine yatırıp saçlarını okşamayı bilir gerçek bir kadın.

Kadının hası nerede, nasıl davranacagini bilir.
İnsanların içinde kapris yapmaz, hır çıkarmaz; ama gerçek bir Osmanlı kadını gibi, adabıyla, raconuyla istediğini alır.

Dırdır etmez. Çok konusup, baskı yapıp erkeği bezdirmez. Yüz göz olmaz kadının hası.

Bazen öyle bir bakar ki, hele bir de bazen öyle bir susar ki, bin tümceye bedeldir bu bakmalarla susmalar. Bu kadın üzülmeyi de bilir, ağlamayı da, kızmayı da. Ama üzmemek lazım, ayrıca kızdırmaya da gelmez.

Gerçek bir kadın ezik durmaz. Kambur yürümez, dimdik durur. Kendine saygısı, güveni vardir. Erkeğine can yoldaşı olur, destek olur, onu dinlemeyi bilir. Bazen utangaç olur, bazen ürkek. Soğuktan ya da yalnızlıktan korkabilir kadın.

Aptal olmaz gerçek bir kadın. Bön bön bakmaz adamların suratına. Hülyali bakışları da olsa, zihni uyanik olur.

Hüznü, gökten deli deli yağan yağmur gibi olur, saçlarından akar.
Neşesi ise öyle renkli, öyle dağınık; saçları savrulur. Kahkahaları vardır bu kadının, çın çın eder odaların duvarlarında.


Sesi güzel olur kadının, biraz buğulu… arada bir pencereye yaslar başını, sokağa dalıp gider, bir şarkı söyler.

Olgunluguyla şaşırtır erkeği. Bazen de öyle çocuk olur, öyle sağlam saçmalar ki, yine şaşırtır onu.

Sıkmaz kadın, bunaltmaz, yaşa yaşa bitmez. Huzur verir varlığıyla. İçmesini de bilir kadının hası. Bazı akşamlar anason

kokulu tüter sofrasının sıcağı. İçli bir türkü dinler bazen, üşür, sırtına hırkasını alır. Konuşurken insanın yüzüne bakar kadın. Kibirli olmaz.

Kültürsüz olmaz. Bomboş olmaz kafası. Dünyanın, ülkenin olaylarını bilir, anlar, söyleyecek sözü vardır.
Kişiliklidir. Beceriklidir.

Tırnağı kırılınca üzülür, üzülür işte, profesör de olsa, sultan da olsa, boksör de olsa üzülür.

Gerçek bir kadın hiçbir zaman reklam panolarındakı kızlara benzemez.

Etini teşhir etmez. Fosforlu bir taş gibiliği yoktur onun, loş bir cazibesi vardır. Albenisi metrelerce öteden çarpar adamı. Ne kadar örtünecegini, ne kadar açılacağını, yerine ve zamanına göre bilir. Gerçek bir kadın Paris podyumlarında yürüyen, 17. yüzyılın vebalı kadınları gibi mankenlere benzemez. Uzun saçları vardır Kadının. Yumuşak olur, güzel kokar. Kadının hası saçlarını ne zaman toplayacağını, ne zaman salacağını bilir.

Kadına yaraşmaz sorhoşluk. Gerçek bir kadın göbek atmayı, gerdan kırmayı, iyi becerir; ama öyle her yerde masaların üstüne çıkıp oynamaz. Havasında oldu mu, bir oynadı mı, herkes onu izler.

Kadın korunmayı sever, ama korunmaya muhtaç olmaz. Erkekler korumayı severler, ama yine de güçsüz, zavallı kadınlardan hoşlanmazlar. Güçlü kadından ise çekinirler, ona yanaşamazlar. Kadının hası bu dengeyi kurmayı bilir; gücünü erkeğin gözüne gözüne sokmaz.

Has kadına naz da yakışır, kapris de. Öyle tatlı, öyle kıvamlı naz eder ki, onun nazını erkek zevkle çeker.

Gerçek bir kadın şiir gibi olur, mey gibi olur, ömür gibi olur.


Can DÜNDAR

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2007 - BiR KaDiN

Kategori: KaDiN

 

Bir kadın çocuktur aslında.
Çocuk gibi davranmayi sever.
Erkegin  kendisine bir cocuga  gösterdigi sefkati göstermesini de ister.
Bir cocugu oksar gibi incitmekten  korkarak  oksamalidir erkek kadini.

Ama her kadin cocukca da olsa   dinlenilmesini, dikkate alinmasini ister.
Yani bir  kadinin cocukluk yapmasina  izin vereceksiniz,
ama  asla onu bir cocuk olarak  görmeyeceksiniz.

Bir kadin güçlüdür aslinda.
Hatta  erkeklerden çok daha güçlüdür.
Ama bu gücünü her  zaman ortaya  koymasini sevmez.
Ister ki erkegin  gücü kendisine huzur  versin.
Kendi kendine  yapabilecegi seyleri  bile erkegin yapmasini bekler.
Böylece hem daha kadin oldugunu hissedecektir hem de erkeginin ne kadar
güçlü oldugunu  görecektir. Ancak kadin gücünü göstermek  istediginde onu  engelleyemezsiniz.
Yapmak istedigi bir sey varsa   mutlaka yapar.

Bir kadin  sevgilidir aslinda.
Içinde her zaman sevgiyi tasir.
Sevdiklerinden kolay kolay ayrilamaz.  Sevdiklerini kolay kolay
kıramaz. Zor sever ama  tam sever.
Bir kadının tam anlamıyla sevebilmesi için yüreginin kabul ettigini beyninin de kabul etmesi gerekir.
Ve sevmezse de onu asla  sevmeye  zorlayamazsiniz.
Belki kolayca yüregine girebilirsiniz.
Ancak beyninde yer etmemisseniz  her  an terk edilebilirsiniz.
Sevmedigi halde terk etmeyen kadinlar  da var elbette.
Bunun nedeni ise engelleyemedikleri "acimak" duygusudur.

Bir  kadın yalnızdır aslında.
Hiçbir zaman kadını  bütünüyle elde edemezsiniz.
Kendisine ait bir  dünyası vardır ve orada hep yalnızdır.
O dünyaya  kimsenin girmesine izin  vermez.
Hiçbir anahtar o  dünyanın kapısını açamaz.
Yalnızlık onun  sığınağıdır.
O sığınağa ne zaman gireceğine, ne kadar kalacağına hep kendisi karar verir.
Sığınaktayken oradan çıkmaya  zorlarsanız onu sonsuza dek kaybedebilirsiniz.

Bir kadın  bilgindir aslinda.
Neler yapabilecegini erkek  akli hayal bile edemez. Yaraticiliginin siniri  yoktur.
Ama bunu ortaya çikartmak için   hayatinin erkegini bekler.
Hoyratça harcamaz  yaraticiligini  sadece erkegine saklar.
Bir kadinin  gerçek erkegi olmayi  basarabilmisseniz çok sanslisiniz demektir. Çünkü yasaminiz asla siradan  olmayacaktir.

Bir kadin  hayattir aslinda.
Çünkü hayatin içinde olan hersey  ancak kadinlar oldugunda anlam kazaniyor. Yemek yemek, su içmek bile.
Bir kadinin elinden içtiginiz suyla kendi kendinize  bardagi doldurup
içtiginiz su arasindaki lezzet farkini anlayabiliyor musunuz?

Anliyorsaniz  ne mutlu size. Anlamıyorsanız, ne yazik ki yaşamıyorsunuz.

CAN DÜNDAR
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2007 - YüReKLeRiYLe KoNuSaN,GöZLeRiYLe GüLeN KaDiNLaR

Kategori: KaDiN

 

 

Bir kadını tanımak...Bütün gel-gitleri, kaprisleri, küçük şımarıklıkları, korkuları, şaşkınlıkları, hercailikleri, hayal kırıklıkları, aşkları, terk edilişleri, başarıları, başarısızlıkları, kurnazlıkları, saflıkları, çocuk ağızları, şirinlikleri, küçük yalanları, büyük itirafları, kocaman yürekleri ile kendi olmaya çalışan kadınları tanımak...
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla varılır hayatın sırrına. Bir kadını tanımaya soyunmak; zor ama keyifli bir yolculuğa çıkmaktır. Dört mevsimi bir yürekte buluşturur, bu yüzden de sürekli şaşırtırlar. Sürprizlerin ardı arkası kesilmez. Zordur anlamak onları. Benzemek gerekir anlayabilmek için belki de! Kendi zekasını hatırlatanları sever, sevgisini göstermekten ürkmeyenleri, sürprizlere hazırlıklı olanları bir de... Muson yağmurları gibi yağarken, Sahra’da çöl fırtınası koparıp ardından güneş olup ısıtabilirler. Dedim ya bir dünyadır kadınlar...
Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla anlaşılır hayatın sırrına ancak aşkla varılacağı.Sevgi arsızıdır kadın. Verdiğinden daha fazlasını isteme bencilliğini gösterecek kadar sevgi arsızı...Bu yanını doyurunca şımaracağından korkanlar, birlikte çoğalacaklarını bilmeyenlerdir.
Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla kanat çırpılır özgürlüğün bütün maviliklerine... Kendine inananlara, aşka inananlara koşar.Hem yaman bir aşk avcısı, hem de engebeli yollarda koşmaktan bitap aşk yorgunudur kadın.Bir kadını sevmekle başlar her şey ama; bir kadını tanımakla çıkılır keyifli serüvenlere...
Hayatla dalga geçmesini bilir kadın...Tıpkı kendiyle dalga geçmesini bildiği gibi.Ağız dolusu gülüşlere teslim olur.Bir kadını sevmekle başlar her şey ama, bir kadını tanımakla tanık olunur tutkuların gücüne.Göze alandır kadın. Çekip gitmeyi, sahip olduklarından vazgeçmeyi, karşılık beklememeyi...Mücadele eder, kızar, bağırır ama hep sever.
Dedim ya bir dünyadır kadınlar...
Yürekleriyle konuşan, gözleriyle gülen...
Yüreğini sevgiye açan ve sevmekten korkmayan bütün kadınlar gibi...

Şimdi bir düşünün...

KAÇ KADINI değil; BİR KADINI tanıyabildiniz mi bugüne değin!?

Tanrı; kadınlara geçmişi ve geleceği, erkeklere ise yaşadığı günü armağan etti

Kadınlar geniş bir zamana yayıldıkları için huzursuz;erkekler daracık bir zamana sıkıştıkları için anlayışsız oldular.

Ahmet ALTAN

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/4/2007 - BiR KaDiN GiTTiGiNDe

Kategori: KaDiN

 

KADINLAR

 gittiklerinde arkalarında daha büyük boşluklar bırakırlar.

Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur:

Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler, özenle saklanmış küçülmüş giysiler, dolap diplerindeki kurdeleler...

Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar, yetim kalmıştır tabaklar.

Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.

Sık sık boynunu büker "sarıkız".

O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz, değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.

Balkon artık sessizdir, koridor kimsesiz.

*

Bir kadın gittiğinde...

Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında; bir ağır işçi, bir temizlikçi, bir bakıcı, bir bahçıvan, bir muhasebeci. ..

Bir anne gider...

Bir dost...

Bir arkadaş...

Bir sevgili...

Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde.

*

"Güzin Abla gitti..." dediklerinde, kaç kişinin gittiğini ve arkasında kalan "yetimlerini" düşündüm.

O benim dostumdu.

Dün Feyza'yı arayıp başsağlığı diledim.

O canımın sıkıldığı gün telefonda "Sana gelen bana gelsin" diyen sesini hiç unutmamıştım.

Yine ıslandı göz pınarlarım, ben dahi yetim kaldım.

Sözcükler yetim kaldı.

Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde; övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.

Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz, annesi gitmiştir "geç kalma"nın.

Kadınlar, arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.

Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında. Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.



Bekir Coşkun

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

............BiR KaDiNi AGLaTiRKeN CoK DiKKaT EDiN..!!! > ....... CüNKü ALLaH GöZYaSLaRiNi SaYaR.....!!!! KaDiN ERKeGiN KaBuRGaSiNDaN YaRaTiLDi,AYaKLaRiNDaN YaRaTiLMaDi..!!! ÖYLe OLSaYDi EZiLiRDi......!!! > ÜSTüN OLMaSiN DiYe BaSiNDaNDa YaRaTiLMaDi.....!! AMA GÖĞSÜNDEN YARATILDI...... ESiT OLSuN DiYe...... KoLuN BiRaZ ALTiNDa..KoRuNSuN DiYe...!!! > KALP HİZASINDA SEVİLSİN DİYE!!!
Blog images

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog images

Kategoriler

Arkadaşlarım

Blog images

mecnun1965
beyhan2
denizyildizlari
canyurek
aleynam20
kurtlarvadisi101
goncabahcem
Blog images

Blog images

Blog images

Google Gruplar Beta
DoST_MiSRaLaRiM grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et
Blog images